Kendiyle Barışık Olmama

Kendiyle Barışık Olmama

Bu yazımızı ”Kendiyle Barışık Olmama” başlığı dışında ”kendine güven” adı altında da inceleyeceğiz. Kendimizi iyice tanımaya başlayıp eksiklerimizi, kusurlarımızı ve hatalarımızı görüp farklı bakış açılarıyla yaklaşacağız. Daha önce başkalarının size yaptığı hataları düşünüp sitem ettiniz peki ya siz hiç kendi hatalarınızı düşünüp ona da sitem ettiniz mi? ” Ya her şey iyi güzel de ben iyi niyetimden kaybediyorum.” gibi bir samimiyetsizlikle sitem ettiyseniz emin olun aynı iyi niyet(!) ile kaybetmeye devam edeceksiniz. Ama artık durumlar öyle değil kendi hayatımın kontrolünü ele alıp hayatımın beni yönetmesini istemiyorum BEN hayatımı yönetmek istiyorum diyorsanız, tebrikler şu anda bu yazıyı okuyarak ilk adımı attınız.

Bir öz tanımla Dünya’ya gelmiyoruz.

Doğduğumuzda boş bir sayfa gibiyiz. Bizi biz yapan öz tanıma zaman içinde kavuşuruz. Yakın çevremizdeki kişilerle oluşan iletişimler ve deneyimler bu boş sayfayı doldurmaya başlar. Bu olumlu veya olumsuz deneyimler sizi ve bu durumları sizinle beraber deneyimleyen kişiyi örneğin kardeşinizi farklı etkileyebilir. Biriniz pasif; sessiz, içine kapanık olabilirken bir diğeri; aktif ve saldırgan bir tutum sergileyebilir. Bu iki tutum temelde kendiyle barışık olmama ile ilgili olup sonunda özgüven eksikliği olarak karşımıza çıkar. Bir kitap okuduğunuzu düşünelim. Kitapta bir ana karakter var ve kitap bu ana karakterin yaşadıklarını konu alıyor yani bir hayat hikayesi tadında. Siz bu kitabı okuyorsunuz ama sanki kitap pekte iyi ilerlemiyor. Ana karakterimizin başına hep olumsuzluklar geliyor, karakterimiz kendini bu olumsuzluklara kaptırmış ve hayatını koyvermiş durumda.

Kendiyle Barışık Olmama

Kitabı okurken nasıl bir surat ifadeniz olurdu? Kendinizi bu karakterin yerine koymayın bu karakter zaten SİZSİNİZ. Kaçırdığımız ufak bir nokta var sanki! Bu kitabı biz yazıyoruz. Evet en başta tabi ailemiz bizi büyütüp yetiştiriyor peki ya sonra, sonra kimliğimizi biz seçiyoruz.

Kendimle barışma hikayeme buradan göz atabilirsiniz.

Kim olmak istediğimize biz karar veriyoruz.

Çoğu zaman kendimizi belli kalıplar içine sokup o kalıplar içerisinde kayboluyoruz. En bilindik örnek eğer kilolu isek şişman denmesinden hoşlanmıyoruz ama bunu hamburger yerken yapıyoruz. Verdiğim örneği ”evet kendiyle barışık olmama durumundan bahsediyor tabiki kilolu insanlardan bahsedecek” şeklinde algılamayın. Sağlıklı olduğumuzda kendimizin en iyisi olma hayaliyle hareket ederiz. Sağlığımızı yitirdiğimizde ise öz benliğimizden uzaklaşıp başka biri yani acılar içinde yatan kaderin kölesi olmuş biri gibi olmayı isteme eğiliminde oluyoruz. Hayalimizi yaşamak ve benliğimizin en iyi haline ulaşmak sadece bizim yapabileceğimiz bir durumdur. En büyük pişmanlığımız ise gerçek benliğimizi terketmekten gelir. Siz gerçekte kimsiniz? Başkalarının olmanızı istediği, seveceğini düşündüğünüz kişi mi? Yoksa kendiyle barışık olmama durumunu aşmış, öz benliğini ortaya çıkarmış, iyi niyetinden kaybetmemiş kişi mi?

Kusurlarınız sizin mükemmelliğinizin bir parçasıdır. Asıl sorun kusurlarınızın hangilerinin gerçek size, hangilerinin bozulmuş karakterinize ait olduğunu anlamaktır. Hiç bir insan kusursuzca yapamaz istediğini, kusurlarında gizlidir mükemmelliği ve aynı zamanda mükemmel olan, kusurludur.

Kendiyle Barışık Olmama
Oy verebilirsiniz

Bir önceki yazımız olan Depresyon başlıklı makalemizde depresyon, depresyon nedir ve kendine güven hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

DMCA.com Protection Status
%d blogcu bunu beğendi: